15 Haziran 2010 Salı

"Eğer Dünyayı Kurtarmazsak Onu Geliştiremeyiz, ama Onu Geliştirerek Kurtarabiliriz"

Kopenhag zirvesi bağlayıcı bir politik anlaşmaya ve katılımcı bir karar alma sürecine ulaşmakta başarısız oldu ama sivil toplum örgütleri ve toplumsal sol hareketler iklim için güçlü bir birlik olabileceğini kanıtladılar.

İklim sorununun sosyal ve ekonomik sonuçları ve aktörleri hafife alınamaz. Lizbon'daki ASP Konferansı'nın “İklim Bizden Bıktı mı?” başlıklı kapanış oturumunda Avrupa Sol Partisi başkanı Lothar Bisky Kopenhag'dan ve AB'nin arabulucu rolünü gördükten sonra neyi bekleyebileceğimizi artık bildiğimizi hatırlattı.

Kopenhag görüşmelerinden sonra Cancun'da adil ve bağlayıcı bir anlaşma bekleyemeyiz ama Cochabamba'da buna Soldan bir yanıt bekleyebiliriz. Lothar Bisky çevreci hareketin ve solun olumsuz eğilimi tersine çevirebileceği halkın zirvesini bu yılın en büyük ekolojik mücadelesi olarak tanımladı: “Mexico'da uluslararası bir anlaşma için bekleyemeyiz ama iklim sisteminde yapısal bir değişime odaklanmalı ve yenilenebilir enerji kullanımını teşvik etmeliyiz” Bisky'e göre eğer dünyayı kurtarmazsak onu geliştiremeyiz, ama onu geliştirerek kurtarabiliriz


Portekiz'de İstikrar ve Büyüme Planı'nın sonuçları enerji politikası üzerinde doğrudan etkisi var. Portekiz Sol Blok lideri Francisco Louçã, Portekiz'de elektrik ve petrol özelleştirmeleri olayında olduğu gibi özellikle enerji politikalarıyla ilgili olarak İstikrar ve Büyüme Planı'nı eleştirdi. Hükumetin bu tercihleri herkese ait olan refahın birilerine verilmesiyle, sosyal adaletsizliği hızlandırıyor.

En yoksullar iş çevrelerinin ve kârın çıkarları lehine her zaman daha daha fazla acı çekerler. Francisco Louçã laik, cumhuriyetçi, sosyalist solun oluşturacağı alternatifleri ortaya koyacak ve adaletsizlik ve kamu yararına saldıran vahşi kapitalizmle savaşabilecek bir sosyal kampanya çağrısında bulundu.

Olağanüstü rüzgar, güneş ve hidrolik enerji kaynaklarına sahip Portekiz'de bu alternatif kaynaklar kullanılmalıdır. Danimarka Kızıl Yeşil İttifak Partisi'nden Soren Rasmussen, bu imkanların yeterince kullanılmadığını düşünüyor: “Portekiz henüz yeterince keşfedilmemiş yenilenebilir enerji kaynaklarına sahip, güneş ve rüzgar değerlendirilmesi gereken kamu kaynaklarıdır.

Marisa Matias ise “Çevresel konuları politik tartışmaların merkezine taşımalıyız, bu değişim ve sosyal adalete ulaşmanın tek yoludur. Çevresel kriz bizim neslimizin krizidir ve ekonomik ve sosyal krizle aynı ailedendir ve Sol mirasın bir parçasıdır. Hepimizin sosyal değişim için savaşma ve krizden en fazla etkilenecek olan en zayıf, en yoksul ve en kırılgan kesimlere yardım etme sorumluluğu vardır. Refahın ve kaynakların farklı bir şekilde yeniden dağıtımıyla oluşturulacak yeni bir sosyal boyut ortaya çıkarılmalıdır. Sosyal bir değişim zorunludur!” diyerek sözlerini tamamladı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder